Ana Sayfa » Haberler » Ahıska Türkleri » Ahıska Gençliği
Bir internet siteniz olsun ister misiniz?

Ahıska Gençliği

Zaman zaman yazılarıma konu olan bir kavramdır Ahıska Türkleri’nin genç beyinleri. Yaptığım işler nedeniyle yüzlerce genç beyinle tanışma fırsatı bulmuş, onların başarılarını gururla takip etmiş bir insan olarak yazıyorum bu satırları.

Son dönemlerde birileri “Ahıska Gençliği”ni diline dolamış vaziyette. Her toplantıda, her organizasyonda, her kalabalıkta bu gençlik nedense hak etmediği bir muameleye tabi tutuluyor, eleştiriliyor, yerden yere vuruluyor! Peki tüm bunların sebebi ne? Sorumsuzluk mu? Vurdumduymazlık mı? Cahillik mi? Sahi nedir bu gençlikten istenilen şey?

 

Bir kaç gün önce Erzincan Üniversitesi ile Dünya Ahıska Türkleri Birliği tarafından ortaklaşa düzenlenen “Uluslararası Ahıska Türkleri Sempozyumu” isimli programa katıldım. Yine dillerde bizim gençliğimiz vardı. Büyüklerimiz diye adlandırdığımız isimler “Ahıska Gençliği”ni yine acımasızca eleştiriyor, karalama kampanyalarına bir yenisini daha ekliyordu. Oysa ki oraya katılan 30 yaş altı gençlerimiz başarıyla bildirilerini sunmuş, yaşça ve tecrübe olarak kendilerinden büyük isimlerin taktirlerini kazanmıştı. Peki neden “büyüklerimiz” yine bizleri acımasızca eleştiriyordu?

 

  • Akademik dilden uzak bir şekilde gerçeklerle bağdaşmayan, hiçbir çalışma yapılmadan hazırlanan bildirileri nedeniyle rezil oldukları için olabilir mi?
  • Bu tür organizasyonlara bizlerin yaşında katılma, bildiri sunma fırsatı bulamadıkları için olabilir mi?
  • Unvanlarına güvenip “ben her şeyi bilirim” edasıyla etrafa havalı bir şekilde gülümseme saçarken Ahıska Gençliği’nin çıtayı her geçen gün daha da yukarıya taşıdıklarını gördükleri için mi?
  • Yoksa yıllardır söyledikleri yalanlara Ahıska Gençliği artık itibar etmediği için olabilir mi?

 

Sahi nedir bu adamların derdi? Bugüne kadar tek bir isim yetiştirmemiş, yaptığı her eylemi hak etmeyerek aldığı akademik unvanına sığınarak gerçekleştiren bu isimler ne zaman Ahıska Gençliği’nin yakasını rahat bırakacak?

 

Bugün sempozyumda ki oda arkadaşım Ali MİRDAS ile konuşuyorduk. Yrd. Doç. İkram ÇINAR’dan bahsetti. İkram Hoca’nın elinde bir kitapla koştur koştur yanına geldiğini ve “Alicim şu kitabı al zaten elimde sınırlı sayıda var kimseye kaptırmadan sana vermek istedim” dediğini belirtti. Öyle mutlu olmuş ki bu olaydan. O kadar insan içinde değer verip bu kitabı bana vermesi gerçekten önemliydi diyor. Yine sohbetimize devam ediyoruz Ali ile. Bu kez Yrd. Doç. Ahmet NİYAZOV’la ilgili konu geliyor aklına. Ahmet Hocamız, Ali’nin sunumunu dinlemiş ve sunum sonu eklemek istediğiniz bir şey var mı sorusuna “ancak bir teşekkür ekleyebiliriz” diye Ali’yi taktir etmişti. Bugün Ali internette Ahmet Hoca’yı araştırmış. Araştırma sonucu “böylesine bilgili bir isimden böyle güzel bir cümle duymak çok güzel bir duygu” dedi. Yrd. Doç. Minara ÇINAR’ın, Nerviye ile tanışırken gösterdiği samimiyet ayrı bir yazı konusu zaten. Hele de Prof. Dr. Halis SÜLEYMAN’ın evinde misafir olduğumuz gece yapılan diyaloglar. İlerleyen saate rağmen Halis Hocamız başından geçen komik anıları bizlere anlatıyordu. Sohbet aralarında gençlerimize yönelik farklı övgü dolu sözleri dile getiriyor ardından tekrar komik anılarını anlatıyordu. Bu tür olayların biz gençlerin davranışlarında ki önemi büyüktür. Genç arkadaşlarımızın bu tür olaylar sayesinde daha motive olduğunu, daha azimli çalıştığını söylemeye gerek yok sanırım.

Peki diğer akademisyenlerimiz? Onlar neden sürekli kendi başarısızlıklarını biz gençlere mal ederek kendilerini aklama derdinde? Değerlendirme toplantısında söylenen sözler, yapılan eleştiriler sanırım bizlerin değil o kendini başarılı zanneden akademisyenlerin göğüsleyeceği bir top olmalı. Yazıyı bir arkadaşımın sözüyle bitirmek istiyorum;

“Sempozyum benim için hem buruk hem gurur vericiydi. Yıllarca kitaplarını okuduğum, isimlerini gördüğüm insanların ne kadar başarısız olduklarını görmek içimin burkulmasına neden oldu. Yeni jenerasyonun sunumları ise geleceğe yönelik umutlarımı bir kaç basamak daha arttırdı.”

Ahıska Türkleri'ni biliyor musunuz?

Yazar: Veysel VEYSEL

1988 Özbekistan doğumlu olan Veysel aslen Ahıska Türkü’dür. 1993 yılında TBMM tarafından çıkarılan Göçmen ve İskan kanunundan yararlanarak ailesi ile birlikte Türkiye’ye göç etmiştir. Göç ettiği şehir olan Iğdır’da ilköğretim ve lise eğitimini tamamlayan Veysel, 2005 yılında Bursa’ya göç etmiş ve halen bu şehirde yaşamaktadır. Üniversite mezunu olan Veysel, özel sektörde çalışmaktadır. Orta derece İngilizce bilmekte ve bekardır.

Buna da göz atmak ister misiniz?

Bursa’da yaşayan Ahıskalılar kahvaltıda buluştu

Gemlik Belediyesi ve Gemlik Kent Konseyi tarafından düzenlenen 3. Uluslar arası Gemlik Zeytini Festivali’ne katılmak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir