Ana Sayfa » Haberler » Evrim mi? Devrim mi?
Bir internet siteniz olsun ister misiniz?

Evrim mi? Devrim mi?

 

Başta belirtmek gerekir ki bu bir sorular yazısıdır. Cevaplarını okurlarımızın şahsî olarak değerlendirmesini istedim. Bu yüzden yalnızca sorulara kapı açtım. Şayet kalemim zühul ettiyse affoluna!

Bahsini dile getirdiğim sorular yazısının konusunu, kıymet verdiğim iki arkadaşımla ‘çay muhabbeti’ dediğimiz bir ortamda masaya yatırdık. Uluslararası bir bazda konuyu incelerken siz kıymetli okurlarımızın da konuyu tahlil süzgecinden geçirmesi için elim kalemime gitti.

 

İngiltere’nin genel siyasi yapısı ve politikaları olarak yola çıktığımız konuda aklımda bir serüven oluşup kalakaldı. Bu uzun serüvenin başlığı daha öncede gördüğünüz Evrim mi? Devrim mi?

Bakıldığında sözlük anlamı evrimin, birdenbire olmadığını, evre evre gerçekleştiğini yazar. Devrimin ise bunun aksine hızlı ve kökten değişim, hızlı yenileşme süreci olduğunu yazar. Bu halükarda yola çıktığımızda ve lisans eğitimi aldığım bölümüm gereği olayları degerlendiriş açımdan, şahsî olarak bu iki ana başlığı da kendi içerisinde ayrımlara sürüklemiş oldum. Evrim sürecine ( aşamalı olarak bakıldığında ve siyasette yer alan yüzyıllık planlar bağlamında ) ‘ Sırası Gelmiş Evrim’ adlı alt başlığı görmekteyiz. Devrim sürecinde ise ( Yine bir takım kitlelere hitap ve hizmet eden ) ‘ Planlanmış Devrim’ , ‘ Beklenen Devrim ‘ ve ‘ Evreselleşmiş Devrim ‘ alt başlıklarını görebiliriz. Bu ana başlıkların getirilerini de bir kolda ayırırsak ‘ Hazırlanan Başlangıçlar ‘ ve ‘ Hazırlanan Sonlar ‘ karşımıza çıkabilmektedir.

 

Bu kıskaçta kişisel tahlil sürecim içerisine bir çok ülkeyi dahil ettim ancak bu yazı bünyesinde konu bağlamında göze alınmasının elzem olduğuna inandığım bir kaç ülkeden ve konuyla bağlantılı olan sorusundan bahsedeceğim…

 

Daha önce konunun çemberine girdiğim meselenin İngiltere olduğunu dile getirmiştim. Bu başlığı merkez edinerek İngiltere ve geçmişine baktığımda Magna Carta’ yı ( 1215 ) ele almadan geçemedim. Baronlar ve Kral arasındaki sorunların ‘keyfi bir sultaca’ önemsenmemesi  bu anayasayı beraberinde getirmiş ve Dünya Tarihinde önem kazandırmıştır. Konu bağlamında Baronların yürüttüğü bu mücadelenin 150 yıllık geçmişi, Magna Carta’nın “Evrim mi? Yoksa baronların yapılan son görüşme sonrası bu olaylar bir Devrim mi?”  sorusunu akla getirmektedir.

 

Bir diğer açıdan ABD’de yaşanan özgürlük hareketlerini ve koloni halinde bulunan halkın egemenlikleri için verildiği mücadeleler bu hareketlerin ve sürecin birer Evrim mi? Yoksa Devrim mi? olduğunu düşündürmektedir.

 

Fransa’da1789′ da başlayan ve milliyetçilik anlayışını ortaya çıkaran, kendi dönemini ve sonraki dönemlerini etkileyen ( İmparatorlukları yıkıp yeni bir dönem başlatan ) Fransız İhtilâli ( hem ülkesel hem de ulusal bazda ( yüzyıllık bir süreç olarak değerlendirildiğinde ) bakıldığında ) Evrim mi? Yoksa ‘ Evrensel Bir Devrim’ midir?

 

Yakın siyasi tarihimizde Ortadoğu coğrafyasına geldiğimizde, son dönemlerde tüm medyatörlerin ilgi odağı olduğu Arap Halk Hareketleri bu başlık için oldukça önem arz etmektedir. Gerçekleşen bu hareketlerin Tunus’ta başlayıp ardından Fas ve dolaylarında yayılması ve birçok reformist değişimleri beraberinde getirmesi bu sürecin aslında ‘Sırası Gelmiş Bir Evrim mi?’ Yoksa medya ikonlarında göze çarpan etkisiyle ‘Planlanmış Bir Devrim mi?’ olduğu bir diğer sorudur.

 

En nihayet her karışında milyonlarca yıl anlatılabilecek destanlar barındıran Türkiye Cumhuriyeti’ne ve geçmişine gelelim…

 

Belirli bir dönemden sonra şaşalı yıllarını ardında bırakan ve hasta adam olarak anılan ve savaşların içine çekilen Osmanlı’nın sonunun gelmesi, yıkılışı, geçirdiği değişimlerin her biri ve her yılı kendi içinde soru yağmuruna tutulur mahiyettedir. Osmanlı sonrası ve hatta son süreçlerinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve milli mücadele boyutları ele alındığında yazının ana başlığı olan Evrim mi? Devrim mi? sorularının en çok üzerinde durulacağı konu olduğu aşikârdır.

 

Burada kendi başına günlerce tartışılacak bir soruya kapıyı açıyoruz.

 

Türkiye Cumhuriyeti bir Evrim meyvesi mi? Yoksa bir Devrimin kendisi midir?

 

Cumhuriyet rejimi ile değişen güç dengeleri ve halkın egemenliği ilkesinin, Anadolu topraklarına mıh gibi işlenmiş ve geçen zamana nispetle her geçen dönemde demokrasi bilinci yediden yetmişe bireylerce benimsenmiştir. Bu ahvalde milli mücadelede silah başına geçen halktan ileri dönemlerde Başbakan çıkması, demokrasinin işlerliğini gösteren nadide örneklerden biridir. Mutlak monarşiden ve alışılagelmiş olan yönetim biçiminden ziyade yepyeni bir yönetim sürecinin bu topraklar için oluşturulduğu etki ve ülkenin yeni kurulan bir ülke olarak izlediği politikaların ve ideolojilerinin ardındaki etkileri izlemlemek gerekmekte bu şekilde değerlendirmelerde bulunulmalıdır. Bu şekilde yol aldığımızda yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel yapı taşlarının evrimsel bir süreçte mi yoksa evrensel bir devrim sürecinin etkisiyle mi atıldığını anlamamız kolaylaşabilir.

 

Yakın tarihe gelindiğinde siyasi bazda ele alınacak olan son referandum sonuçları ve sonrasında gerçekleşecek olan sistem değişikliği de yine “Sırası Gelen Evrim mi?” yoksa ülke üzerinde yaratacağı etki ve güç fonksiyonu bağlamında “Beklenen bir Devrim mi?” olduğuna da siz değerli okurlarımız karar versin.

 

Teşekkürler.

Ahıska Türkleri'ni biliyor musunuz?

Yazar: Şeyma BURAK

12 Şubat 1995 yılında Gümüşhane'de doğdu. İlkokulu ve Ortaokulu Erzurum'da okudu. Lise eğitimini Bursa'da tamamladı. 2013 yılında kazanmış olduğu Gümüşhane Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi üzerine çift anadal sistemiyle lisans eğitimine devam ediyor. Öğrencilere yönelik bir çok faaliyette aktif olarak görev almakta olan Şeyma, binicilik ve okçuluk sporuyla yakından ilgilenmektedir. Tarihi konulara yönelik ilgisi nedeniyle daha çok yakın siyasi tarihimiz üzerine araştırmalar yapan Şeyma'nın kaleme aldığı makaleleri farklı basın organlarında yayınlanmıştır.

Buna da göz atmak ister misiniz?

Küçük bir hatırlatma…

Hatırlayalım o eskileri ve yenilere dönüp bakalım… Dimağımızın kuruduğunu hissederiz. Kaybedilenler, kazanılanlardan daha çok. Misal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir