Ana Sayfa » Haberler » Ahıska Türkleri » Kırılmaca Darılmaca Yok!
Bir internet siteniz olsun ister misiniz?

Kırılmaca Darılmaca Yok!

Sevgili Ahıskalılar,

Halkımızın birlik ve beraberliğini sağlamak, onların sorun ve taleplerini gündeme taşıyarak kalıcı çözümler üretmek adına kuruldu DATÜB. Ne yazık ki, geride bıraktığımız 8 yılda bu hususlarda istenilen netice elde edilememiştir. Bu yazıda temel sorunların analizini yaparken sonuç odaklı önerilere de değineceğimdir.

Evvela halkımız bilmesi gerekir ki, DATÜB tüzüğü Birliği sağlamak adına değil, Başkanı koruma adına hazırlanmıştır. Hem de sinsice hazırlanmıştır. Bu sinsilik aslında toplumun demokratik yapılanma sürecinin önüne engel teşkil etmektedir. Örneğin; tüzüğün 8. Maddesinde eşitlik ilkeleri çiğnenmiştir. Başkanı ve yönetimini seçecek olan delegeler iki, hatta üç kategoride ele alınmaktadır.

Birincisi, daimi delegeler. Bunlar kimdir? DATÜB kurucuları. Tüzükte 10 kişi olarak gösterilmektedir. İkincisi, seçilmiş delegeler. Yani bölgelerden(Rusya, Kazakistan, Azerbaycan, Özbekistan, Türkiye vb) nüfus sayımına göre 10.000 kişiye bir temsilci olmak kaydıyla seçilen (Ahıskalı Türk) delegeler. Seçilmiş delegelerin toplam sayısı 55 kişi ile sınırlandırılmıştır. Ve üçüncüsü de Başkanın atayacağı 5 delege. Toplamda 70 delegemiz oldu mu? Biliyorum şimdi sizde gülmeye başladınız. Kimseye değil, halimize gülmeye başladınız. İlk önce seçilmiş delegelerden bahis edelim ki, bu pastadan aslan payını sözde 200 bin nüfusu olduğunu iddia ederek 20 delege hakkını alan Kazakistan’da yaşayan Ahıskalılar alır. Yani mevcut başkanın, Sayın Ziyeddin Kasanov’un ekibi diyelim. Geriye kaç kalıyor? Evet doğru 35 delege. DATÜB’ün kurucusu kendisi olduğuna göre daimi delegeleri (10 kişi) kimin hanesine yazarsınız? Doğru cevap. Başkanın tabi. 20+10 etti mi? Daha dur, bu az gelmiş Sayın Başkana. Birde atayacağı 5 kişi var. Ben söylemiyorum Tüzük öyle söylüyor. Şimdi kaç oldu? Doğru. 20+10+5 etti mi sana 35. Daha seçime girmeden, kongre salonuna girmeden 35 kişi sayın başkanın delegesi var beyler. Her halde geride kalan 35 den de Hünkar’ımızın payı olacaktır elbet.

Şimdi anladınız mı bu özgüven nereden geliyor sayın Başkan’a. Bu saçma tüzük milletimin aklıyla alay etmekten başka bir şey değildir. Peki bu tüzüğü kim onayladı bilir misiniz? Dernekler Daire Başkanlığı. Zamanın dernekler daire başkanı FETÖ örgütü kapsamında aranmakta ve şu sıralar firarda. Onun döneminde kurulan 4-5 Ahıskalı derneğimiz ve Ahıska federasyonu da devletimiz tarafından daha sonra kapatılmıştır. Neyse devam edelim. Her ne kadar dernekler kanununa aykırı olsa da tüzükte bulunan “atanan” delegelerimize değinelim. Ne hikmetse “atanan” delegelerin neredeyse tamamı Ahıska’dan sürgün yaşayan babanın evladı değil. Niye? Yarım milyonu aşkın bir toplum içerisinde yok mu atanacak kişi de dışardan zorlama Ahıskalı takviyesi yapılıyor? Bu soru üzerine saatlerce tartışılıp, konuşula bilir. Ama geçiyorum. Asil olan şu. Milletimin seçtiği kişiler, millete hizmet eder, başkanın atadığı kişiler daha çok başkana hizmet eder. Evet anlayan anladı. Nitekim 8 yılda biz bunun bariz örneklerini yaşadık. Ayrıntılara girmeyeceğim.

Sevgili hemşerilerim, sorunlarımızı bilmeyen bir Ahıskalı bulamazsınız. Nedir sorunlar? Birincisi, sürgün edildiğimiz tarihi topraklarımıza dönmek ve hukuki haklarımızı berpa etmek. İkincisi, halkımızın hali hazırda yaşamakta olduğu ülkelerde (kalmak isteyenlerin) maddi refahını yükseltmek, üçüncüsü ve en önemlisi Türkiye’de, Albayrak altında toplanmak isteyen halkımızın vatandaşlık, sağlık, çalışma gibi sıkıntılarına kalıcı çözüm üretmek. Şimdi soruyorum. DATÜB, bütün bu sorunlara 8 yılda hangi oranda katkı sağladı? Hiç. Niye? Çünkü DATÜB başkanı vakıf olmaya yönelik çalışma yürütmektedir. Mesela, Hacca adam gönderir, bölgelerden Türkiye’ye gelen Ahıskalı başkanları otelinde ağırlar, yedirir içirir, gönüllerini hoş tutar, iftarlar verir vb. İyi de bunlar DATÜB’ün yapacağı işler değil ki? Zaman zaman Vakfımız, Federasyonumuz ve Derneklerimiz de benzeri hizmetlerde bulunuyorlar. Doğru. Bazen de abartmadan, sağ elin verdiğini sol el görmeyecek mantığıyla yapıyorlar.

Yani anlayacağınız DATÜB adeta şirket mantığıyla çalışıyor. Başkana bağlı… pardon başkanın parasına bağlı stratejiyle çalışıyor. Buna dur demek olur mu? Sanırım şimdilik imkansız. Çünkü yukarda bahsettiğim “tüzük”, başkanı görevden ayrılmak istemediği sürece orada tutmasına yönelik hazırlanmıştır. Bunu özellikle vurguluyorum çünkü yarın bir gün toplumumuz bunu anlamadı diye alay etmesinler. Alay edilecek olanlar varsa koltuk uğruna, yada koltukta oturana yamanmak uğruna bu halkı sefil bir duruma sokmuş olanların ta kendileridirler.

Halkımız DATÜB’e yapılan maddi yardımlardan, devletimizin desteklerinden bihaberdirler. Bütün meselelerde halkımız adeta kan kaybına uğramaktadır. Güçlü ve milletiyle iç içe olan yapılanma, gerçek BİRLİK olma, artık kaçınılmaz hal almıştır. Peki bu nasıl yapıla bilir? Birincisi ve en basiti DATÜB başkanının adaletli bir şekilde tüzüğü yenileme girişimiyle. Bu mümkün mü? Sanırım hayır. En azından şu an başkanlığı koruma telaşında olduğu gerçeğini varsayarsak hayır diye biliriz. İkincisi, yeniden ve halkın gücünü arkasına alarak teşkilatlanmayla mümkün. Ki bu hususta artık çalışmaların olduğu da görülmektedir. Bu teşkilatlanma DATÜB’ü tamamen görmezden gelerek; kavga, gürültü, polemiklere girmeden, hukuk ilkelerini, dernekler yasasını dikkate almak koşuluyla sağlana bilir. Bu bize neyi kazandırmış olur? Bahsettiğimiz tüzükteki şirket modelini benimseyenler kendi safını belirler ve DATÜB ile devam ederler. Yolları açık olsun. Diğer teşkilatlanma da halkın iradesi ve talepleri doğrultusunda şekillenir ve temsil eder. Yani birilerinin parasına mahkum kalmadan, birilerinin direktiflerine boyun eğmeden, özgür ve demokratik iradenin hakim olduğu bir yapılanmayı kazanmış oluruz. Bu geleceğimiz için de elzemdir.

Son dönemlerde sosyal medya aracılığıyla algı oluşturmağa yönelik hamleler yapılmaktadır. Teşkilatlanmaya engel teşkil edecek canlı yayımlarlar, söylem ve eylemlerin sayı bir hayli artmaktadır. Maksatlı yapılan bu çalışmaların içeriğinde; kişisel tartışmalar ve suçlamalar halkı yeniden yapılanma girişimlerine soğutmaya yönelik taktikten başka bir şey olamaz. Bu halkı sadece DATÜB’e mahkum etme ne insani ne de hukuki değildir. Yukarıda bahsettiğim tüzüğü faaliyete sokan zihniyet “DATÜB bakanlar kurulunun imzasıyla kurulan yegane kurumumuzdur” cümleleriyle adeta “aba altından sopa gösterme” havadisi yaratmaktadır. Bu zihniyet, halkımızın yeterince aydın kitlesinin olduğuna inanmadığı gibi bu yöntemle baskı kuracağını hayal etmektedir. Ahıskalılar komünizm baskısına boyun eğmemiş bir toplum olduğunu da unuttukları bir gerçektir. Ayrıca Türkiye demokratik bir hukuk devletidir. Artık yeter. Bir sekiz yılı heba edecek ne vaktimiz ne de sabrımız kalmamıştır. Her kes artık safını bilsin. Karar artık milletimizin. Kırılmaca darılmaca yok. Evli evine, köylü köyüne.

Saygılarımla…

Ahıskalı Fakir

Ahıska Türkleri'ni biliyor musunuz?

Yazar: Alem Haber

Alem Haber içerik botudur.

Buna da göz atmak ister misiniz?

Bursa’da yaşayan Ahıskalılar kahvaltıda buluştu

Gemlik Belediyesi ve Gemlik Kent Konseyi tarafından düzenlenen 3. Uluslar arası Gemlik Zeytini Festivali’ne katılmak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir