Ana Sayfa » Foto Galeri » Marilyn’siz 55 yıl
Bir internet siteniz olsun ister misiniz?

Marilyn’siz 55 yıl

Gerek kendine has güzelliği gerekse özel yaşamıyla her zaman konuşulan ve hiç unutulmayan bir isim olan Marilyn Monroe’nun bugün ölümünün 55. yılı…
Asıl adı Norma Jeane Mortenson olan Marilyn Monroe günümüzün en büyük ikonlarından birisi olmuştur.
1 Haziran 1926 yılında Los Angeles devlet hastanesinde doğan Norma Jeane‘in çocukluk yılları aile trajedileriyle dolu olarak geçti.
Babasının kim olduğu konusunda farklı spekülasyonlar yapıldı. Annesi ise bir şizofreni hastasıydı ve daha Norma Jeane çok küçükken hastaneye yatırıldı.
Ailede psikolojik rahatsızlığı olan tek kişi annesi değildi. Aynı annesi gibi dayısı da psikolojik rahatsızlıklardan dolayı hastanelerde tedavi görmüş ve en sonunda da intihar etmişti.
Norma Jeane ailesinin bu şekilde dağılması yüzünden çocukluğunu yetimhanelerde ve bakıcı ailelere geçirdi.
Bakıcı ailelerde yaşadığı baskılar ve tacizlerle çocukluğunu geçiren Norma Jeane henüz 16 yaşındayken komşusunun 21 yaşındaki oğlu James Dougtery ile evlendi ve onunla dört yıl boyunca evli kaldı.[caption][divider style="solid" top="20" bottom="20"] [caption id="attachment_6042" align="aligncenter" width="620"] Boşanmasının ardından modellik yapmaya başladı ve oyunculuk kurslarına katılıp saçlarını herkesin hayran olduğu platin sarısına boyattı.
Kısa sürede mankenlikte adını duyurmaya başlayan Norma Jeane kısa sürede film dünyasının da dikkatini çekti ve 20th Century Fox ile anlaşma yaptı.
İşte bu dönemde de adını değiştirdi. Artık adı Norma Jeane Mortenson değil Marilyn Monroe idi.
Başarısız birkaç filmde boy gösteren Marilyn Monroe daha sonra “the Asphalt Jungle” ve “ All About Eve” filmlerinde rol aldı. Bu filmlerle de eleştirmenlerin dikkatini çekmeyi başardı.
Marilyn Monroe asıl ününün 1953 yılında oynadığı “Niagara” filmiyle yakaladı. Eleştirmenler filmin senaryosu kadar Marilyn Monroe’ya da övgüler yağdırdılar…
Marilyn daha sonra rol aldığı “Gentlemen Prefer Blondes” ve “How to Marry a Millionaire” filmleriyle ününü perçinledi.
Bu dönemde Marilyn uzun zamandır birlikte olduğu beyzbol oyuncusu Joe Dimaggio ile evlense de bu evlilik uzun sürmedi ve dokuz ay sonra boşannmasıyla sonuçlandı.
Artık istediği rolleri seçecek kadar güçlenen Marilyn Monroe New York’a giderek Actor’s Studio’da oyunculuk dersleri almaya başladı.
New York’a gelmesi dönemin ünlü yazarlarından Arthur Miller ile tanışmasına vesile oldu. Çift daha sonra evlendiler ve dönemin en çok konuşulan çifti oldular…
Kendi prodüksiyon şirketini kuran Marilyn Monroe bu dönemde artık sadece onayladığı senaryolar ve kendi belirlediği yönetmenlerle çalışacak kadar tanınmış bir oyuncu olmuştu.
1955 yılında stüdyo ile yaptığı bu yeni sözleşmeye ve prodüksiyon şirketine bağlı olarak Joshua Logan tarafından yönetilen ilk filmi “Bus Stop”ı çevirdi ve bu filmdeki performansıyla Altın Küre’ye aday oldu.
Bu filmin ardından eşi Arthur Miller’la Londra’ya giderek Laurence Olivier ile birlikte The Prince and the Showgirl isimli filmi çevirdi.
Marilyn, 1959 yılında Billy Wilder’ın yönetmenliğinde çevirdiği “Some Like It Hot”, kariyerindeki en başarılı ve en popüler filmi oldu. Monroe bu filmdeki oyunculuğuyla bir Altın Küre Ödülü kazandı.
Film başarılı olmasına rağmen sette çıkan problemler deikodu gazatelerinde yer bulmaya başladı. Marilyn filmin çekimlerine geç kalıyor , repliklerini hatırlayamıyor ve bazı zamanlarda da sete gelmeyi reddediyordu.
Çekimler devam ederken hamile olduğunu farkeden Marilyn Monroe, filmin tamamlanmasının ardından düşük yaptı. Bu durum onu çok derinden etkiledi.
Ardından çektiği film “Let’s make love” ticari başarısızlık getirse de filmde söylediği “My Heart Belongs to Daddy” şarkısı büyük hit oldu.
Aynı zamanda filmdeki rol arkadaşı Yves Montand ile yaşadığı aşk da çok konuşuldu.
[caption][divider style="solid" top="20" bottom="20"] [caption id="attachment_6042" align="aligncenter" width="620"] Marilyn, daha sonra senaryosunu kocası “Arthur Miller”‘ın yazdığı 1961 yapımı “The Misfits” filminde rol aldı. Ancak bu filmin çekiminde Marilyn Monroe’nun kaprisleri giderek artmaya başladı.Film gişe de de başarızı oldu.
Kariyerindeki düşüşün yanında aynı yıl Marilyn Monroe kocası Arthur Miller’dan da boşandı.
Kariyeri ve özel hayatındaki bu çalkantılarla baş edemeyen Marilyn Monroe kısa bir dönem bir psikiyatri kliniğinde tedavi gördü.
1962 yılında “Something’s Got to Give” adlı filmin çekimine başladı. Bu dönemde de J. F Kennedy ile aralarında aşk dedikoduları da çıkmaya başlamıştı.
Sete hastalık bahanesiyle çok az giden Marilyn Monroe set yerine J. F. Kennedy’nin doğum gününe gidince filmden kovuldu ve Fox şirketi ile sözleşmesi iptal edildi.
Marilyn Monroe‘nun ruh hali bu dönemlerde iyice bozuldu. Fox’la yeni bir sözleşme yaparak filme geri çağrılmasına rağmen Marilyn sete geri dönemedi.
5 Ağustos 1962’de Brentwood, Los Angeles’daki evinin yatak odasında henüz 36 yaşındayken hayata veda etti.
Ölümünün ardından yapılan otopsi sonucunda ölüm sebebi yüksek dozda Barbitürat alımı sonucu muhtemel intihar olarak ilan edilmesine karşın ölüm sebei hakkında her zaman bir şüphe oldu.
Monroe’nun bedeni eski kocası Joe Dimaggio’ya teslim edildi ve onun düzenlediği bir cenaze töreni ile 8 Ağustos 1962 yılında Westwood Village Memorial Park Mezarlığı’nda defnedildi.

Yıldızın karanlık ölümünde 7 garip detay

Not defterine göre, Marilyn ile birlikte evi paylaşan yardımcısı Bayan Murray, sabahın o saatinde çamaşır yıkıyordu. Clemmons, patronunu ölü bulan bu kişiye, daha polis bile gelmeden neden çamaşır yıkadığını sormamış. “Cesedi ne zaman, nasıl buldunuz” sorusuna verdiği cevap şöyle: “Geceyarısına doğru, Marilyn’in yatak odasının kapısı altından sızan ışığı gördüm. Meraklanıp, kapıya vurdum, ses gelmeyince açmak istedim, kilitli olduğundan açamadım ve Dr. Greenson’u aradım.”

Halbuki evin her yerinde, duvardan duvara kalın tüylü halı döşeli. Yatak odasının kapısı, ışık sızdırmıyor. Lambanın söndürülmediği, sadece bahçeden görülebilirdi. Bayan Murray, bahçeye çıktığından söz etmiyor. Ayrıca evin hiçbir kapısında, anahtarla kilitlenebilecek bir düzenek yok.

Olay, polise 4 saat sonra bildirildi

Memur Clemmons odaya girdiğinde, ayakta duran iki erkekle karşılaşıyor. Yatakta, üzeri çarşafla örtülü bir ceset. Pencerenin camı kırık, halının üzerinde cam kırıkları. Bunun dışında hiçbir gariplik yok.

Oda, sanki yeni temizlik yapılmışçasına tertipli.

Yatağın sağ tarafındaki sehpanın üzerinde yanyana, düzenli biçimde dizilmiş boş ilaç kutuları var.

Erkeklerden biri, kendisine telefon ederek, ölümü haber veren Dr. Engleberg. Yıllardır, yıldızın genel sağlık durumu ile ilgilenen bir hekim. Diğeri Dr. Ralph Greenson. Dr. Greenson, psikiyatri uzmanı. Yıldızla hemen her gün, en az bir saat görüşüyor. Hatta Marilyn, ona yakın olmak için kısa bir süre önce bu eve taşınmış. Reçeteye tabii Nembutal (pentobarbital) ve kloral hidrat adlı ilaçları o veriyor. Gerektiği zaman, gerektiği dozda almasına yardımcı olmak üzere, Bayan Murray’ı yıldızın evinde işe sokan da o: “Haberi alır almaz eve geldim, oda kapısı kilitliydi, bahçeye çıktım, pencereden içeriye baktım, hareketsiz yatmakta olan Marilyn’i gördüm, camı kırarak içeriye girdim.”

Sehpanın üzerindeki ilaç kutularını gösteriyor. “Bunların tamamını almış olmalı” diyor. “Geceyarısı buraya geldiğinize göre, neden polisi 4 saat sonra aradınız, bu arada ne yaptınız” şeklindeki soruya, “Bağlı bulunduğu film stüdyosunun halkla ilişkiler sorumlusunu arayarak, izin almaya çalıştım” diye cevap veriyor. “Başka bir şey yaptınız mı” sorusuna, her iki doktor omuz silkerek, “Hayır” diyorlar.

Polis memuru Clemmons, Marilyn’in ilaçları almak üzere su içtiği bardağı aradığını, ancak bulamadığını kaydetmiş. Hatta, bardağı doktorlar ile birlikte aradığını, sadece yatak odasını değil, içerisindeki banyoyu da incelediğini yazmış. Banyodaki tesisat henüz tamamlanmadığından, su akmıyor. Kendisinden sonra eve gelen olay yeri inceleme ekibinin çektiği fotoğraflar incelendiğinde, yatağın sağında, yerde bir bardağın olduğu görülüyor. Bu bardağı üç kişinin neden bulamadığı bir yana, olay yeri inceleme ekibinin neden el koymadığı anlaşılamıyor.

Ahıska Türkleri'ni biliyor musunuz?

Yazar: Alem Haber

Alem Haber içerik botudur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir