Ana Sayfa » Haberler » Ahıska Türkleri » Sisli Perde
Ahıska Türkleri'ni biliyor musunuz?

Sisli Perde

Zaman hızla akıp geçiyor hayatta. Dünya’da yaşamını iyi veya kötü bir şekilde sürdüren milletler, toplumlar ise bu zamanın bir parçası olabilmek için adeta birbiriyle yarışıyor. Peki ya Ahıska’nın Türkleri? Herkesin çağı yakalamak için mücadele ettiği bir dönemde neden bu kadar uzak kalıyor güncel gelişmelerden?

1828’de başladı ilk travma. Ertesi yılın 14 Eylül’ünde ise felaket çaldı kapımızı. Buhran ve acı içinde geçen karanlık yıllar 29 Ekim 1918’de yanan “vatan” aşkı ile aydınlığa kavuşsa da bu olay kısa sürdü. Ve 14 Kasım 1944’te nihayeti buldu Ahıska’da ki Türk varlığı.

Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a sürgün edilen Ahıska’nın Türkleri zaman içinde türlü acılar ile karşılaştılar. Hiç şüphesiz ki bunların içinde 1989’da yaşanan Fergana Katliamı en derin izleri bıraktı Ahıskalı Türklerin yüreklerine. Fergana Katliamı’nın sarsıntıları ise Krasnodar’da, Kırgızistan’da ve Ukrayna’da devam etti.

 

Hep acılar, göz yaşları… Hep yalnızlık, çaresizlik… Sahi hiç mi güzel gün görmedi bu Ahıska’nın Türkleri?

 

2 Temmuz’u bilir misiniz? Belki de bazıları için 11 Temmuz demeliyiz? Ya da 10 Şubat’a ne dersiniz? Bu tarihler sizlerde bir çağırışım yaptı mı? Eğer bu tarihlerin Ahıskalı Türkler için önemini biliyorsanız sorun yok demektir. Şayet hiçbir çağrışım yapmadıysa aşağıda ki paragrafı okuyarak yazıya devam ediniz.

Yıl 2010. 1-5 Ağustos tarihlerinde Kazakistan’da Dünya Ahıska Türkleri Birliği tarafından bir program yapılır. Toplantıya katılan isimler arasında o dönemler Sürgüne Uğramış Ahıskalı Türklerin Haklarını Koruma Merkezi Derneği Başkanı Paşa Alihan’da vardır. Paşa Alihan’ın teklifi ile 2 Ağustos “Ahıskalı Türklerinin Birlik ve Beraberlik Günü” olarak ilan edilir. Ahıska Türkleri adına kurulmuş sivil toplum kuruluşları hakkında bilgi sahibi olanlar “olmayan bir şeyin günü mü olur” diye kendilerine sorabilirler. Ama benim meselem bu değil. En azından bu yazıda!

 

Paşa Alihan’a 2 rakamını ilham veren şey 3835 sayılı kanunun kabul tarihidir. Ahıska Türkleri’nin Türkiye’ye kabulü ve iskanına dair çıkarılan bu kanun TBMM tarafından 2 Temmuz 1992’de kabul edilmiştir. 11 Temmuz 1992’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş, 10 Şubat 1993’te Ahıska Türklerinden ilk kafilenin Türkiye’ye gelmesi ile uygulamaya konmuştur. Birileri olmayan “birlik ve beraberliği” kutlamaya devam etsin. Yanlış olduğunu bilsem de bundan pek rahatsızlık duymam. Benim rahatsızlık duyduğum mesele bu da değil.

 

Küçük yaşlarımdan beri Tarih’e merak duymuşumdur. Özellikle Türk Dünyası’nın zaferlerle dolu şanlı geçmişini okurken her Türk gibi kendimi adeta o dünyanın içinde bulmuşumdur. Tarih’e olan ilgim rakamlara yönelik bir ilgimin doğmasına sebep olmuştur. 2 Temmuzların, 10 Şubatların yazdığım yazılarda, yaptığım paylaşımlarda yer almasının nedeni de budur. İşte bu yüzden farklı rakamları da dikkate alırım. Mesela 31 Temmuz 2018. Hatırlıyor musunuz bu tarihi?

Nurcan Karakaya isimli vatandaşımız Yüksekova’da astsubay olarak görev yapan eşinin ziyaretinden dönmektedir. Yanında 11 aylık bebeği Bedirhan Mustafa’da vardır. PKK’lı teröristler yola mayın döşerler. Bu haince tuzak anne Nurcan Karakaya ile 11 aylık bebek Bedirhan Mustafa Karakaya’nın şehit olmasına neden olur. Olay sonrası Türkiye ayağa kalkar. Bu olayı lanetlemeyen kurum ve kuruluş kalmaz. Peki bizim dernekler ne yapar? Bildiğim kadarıyla sadece Dünya Ahıska Türkleri Birliği bir açıklama yaptı. Tabi bu açıklama Facebook sayfasından kuru bir mesaj olarak yayınlandı!

 

Bir gün sonrasında ise Türkiye bir şok daha yaşamıştı. ABD’nin sert ve hukuk dışı tutumu ile karşı karşıya kalmıştı Türkiye. ABD ile yaşanan gerilim devam ederken yine sessizdi Ahıska Türklerini temsil ettiğini iddia eden dernekler. Konuyla ilgili tek açıklama yine Facebook’ta ama bu kez farklı bir dernekten gelmişti. Akdeniz Ahıskalı Türkler Birliği bir sert bir bildiri ile ABD’nin kararını eleştirmiş ve Türkiye’nin yanındayız mesajı vermişti. 4 Ağustos’ta Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesinde yayınlanan bildiriyi paylaşan Dünya Ahıska Türkleri Birliği, 11 Ağustos’ta ise Cumhurbaşkanımızın Baş Danışmanlarından İbrahim Kalın’ın sözlerini yayınladı. Diğer dernekler ise yine sessizdi. Özellikle de kısa bir süre önce kurulan ve tepki gösterir diye beklediğim AGED! Onlar bile sessiz kalmıştı!

 

Peki neydi bu sivil toplum kuruluşlarını sessizliğe iten? Bizim adımıza kurulmuş olan DATÜB’ü, AKATÜB’ü, AGED’i ve daha nice derneği sessizliğe iten şey neydi? Korku mu? Belli bir ölçüde olabilir ama geneli için sanmıyorum! Duyarsızlık olabilir mi? Hadi biraz daha cesur olalım ve sorunun cevabını bulalım!

 

14 Eylül 1829’da imzalanan Edirne Antlaşması ile Ahıska, Rusların hakimiyetine girdi. 1828’de başlayan savaş artık son bulmuştu. 14 Kasım 1944 tarihinde yaşanan sürgüne (aslında soykırım olarak nitelendirmek gerekir) kadar Ahıska Türkleri hep bir koruma refleksi ile yaşamlarını sürdürdüler. Rusların yönetiminde ki baskı yanında korkuyu da getirmiş ve esir almıştı bizleri. Bu korku kültürel değerlerin kaybedilmesine yönelikti. Sovyetler Birliği ile baskı ve korku artmaya devam etti. Türk Cumhuriyetlerine sürgün edilen Ahıska Türkleri orada yaşadıkları dönem boyunca biraz olsun nefes alabilme imkanı buldular. Sovyetler Birliği’nin bizimle ilgili bazı planlarını bozmuştuk ama bazı planlarını bozamamıştık. Sovyetler Birliği’nde yaşayan Türk Toplumları içerisinde kimliğinin ırk hanesinde “Türk” ifadesi yazan tek toplum olmayı başarmış bunun bedelini ise Ahıska’ya bir daha dönememekle ödemiştik. Peki ödediğimiz tek bedel bu muydu?

Sovyetler Birliği kendi bünyesinde yaşayan halkları “toplum mühendisliği” dediğimiz bir sistem ile farklı dönüşümlere tabi tutmak için çalışmıştı. Biz Ahıska Türkleri direnebildiğimiz kadar direnmiştik bu olaya. Ancak bazı benliklerimizi de yitirmiştik! Bunlardan en önemlisi ise “duyarlılık” konusunda olmuştu. Zarar görmemek için bizi doğrudan ilgilendirmeyen konular ile ilişki içerisine girmeyi reddeden bir topluma dönüştürdü Sovyetler Birliği. Mesela Fergana Katliamı! Bugün hala bir çok ülkede Fergana’da yaşanan katliamdan zarar görmemiş olan Ahıska Türkleri, Fergana Katliamının mağduru olan Ahıska Türklerinin acısını paylaşmaz. Bu utanç verici duyarsızlık Krasnodar, Kırgızistan ve Ukrayna’da yaşanan olaylarda yer değiştirerek devam eder.

Peki artık özümüze dönmeye ne dersiniz? Daha fazla okuyan, okudukça sorgulayan bir toplum olmaya. Başkalarının acısını kendi acımız gibi hissetmeye ne dersiniz?

Artık acı, çaresizlik gibi kavramlardan biraz uzaklaşsak. Geçmişimizde ki o aydınlık, gurur verici günleri hatırlasak ve yıllardır bizi esaret altında tutan zincirlerimizden kurtulsak. Bu sayede yarınlarımız olan insanlara daha iyi bir gelecek sunamaz mıyız? Bu sorunun cevabını düşünün. Bu bile bizim için büyük bir adımdır…

Ahıska Türkleri'ni biliyor musunuz?

Yazar: Veysel VEYSEL

1988 Özbekistan doğumlu olan Veysel aslen Ahıska Türkü’dür. 1993 yılında TBMM tarafından çıkarılan Göçmen ve İskan kanunundan yararlanarak ailesi ile birlikte Türkiye’ye göç etmiştir. Göç ettiği şehir olan Iğdır’da ilköğretim ve lise eğitimini tamamlayan Veysel, 2005 yılında Bursa’ya göç etmiş ve halen bu şehirde yaşamaktadır. Üniversite mezunu olan Veysel, Global Perspektif isimli derginin Genel Yayın Yönetmenliği'ni yapmaktadır.

12 yorum

  1. Kardeş iyi noktaya parmak basmışsın. Peki çözüm önerin nedir?

    • Çözüm aslında yazının içinde saklı. Lakin açıkça ve tek kelime ile belirtmek gerekirse çözüm “değişim” kavramının kendisidir. Daha güzel yarınlar için değişimin öncüsü olmalıyız!

  2. Büşra Taşkıran

    Yazdıklarınızı okudukça kaleminizin gücünü daha iyi görüyorum. Keşke bizimle yazılarınızı daha sık paylaşsanız.

  3. BIRKEREMDE DATUBI KARALAMA

    • Olur. Başka bir emiriniz var mı? Eleştiri ile iftira arasındaki farklı bilmeyenlerin bu konudaki düşüncelerini rahatlıkla dile getirdiği bir dünyada olmak çok kötü bir olay!

  4. 29 Ekim 1918’de kurulan Ahıska Hükümet-i Muvakkatası aslında milli mücadelenin ateşleyici bir fitilidir. Yazınızda bu konuyu kısada olsa dile getirmeniz beni sevindirdi.

  5. Fatma Nur Aliyeva

    Yine mükemmel bir yazı kaleme almışsınız. Tebrikler.

  6. AGED nedir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir