Ana Sayfa » Haberler » Ahıska Türkleri » Unutulmuş Kardeşlik

Unutulmuş Kardeşlik

“Ahıska Türkleri”…, çoğu insan bu kelimeyi daha hiç duymamış durumda. Duyanlar ise bu insanların ya kim olduklarını bilmiyor ya da merak etmiyorlar. Dolayısıyla öğrenmeye de çalışmıyorlar. Çoğu insan dedim, çünkü 90% deyince çok üzülüyorum. 90%, “çoğu insan” kavramının çok daha üstünde bir rakama tekabül eder.

Geçtiğimiz günlerde bir video izliyorum, haberlerden kaydedilmiş bir video. Sokak’ta ki insanlardan (Konya sokaklarında) “Ahıska Türklerini tanıyor musunuz?” diye  bir soru soruluyor. Cevapları tahmin edin….

“Ne, Alaska Türkleri mi?”, “Yok, tanımıyorum”, “Onlar kim ya, ilk defa duyuyorum”, “Evet duymuştum bir yerden, ama bilmiyorum”….

Evet, cevapların geneli öyle. Sadece bir kaç kişinin cevabı bunlardan biraz farklıydı, onlar da;

“Ahıska Gürcistan’ın bir şehri, demek ki Gürcülerden  bahsediyorsunuz”, “Bir tanıdığım var Ahıska Türkü, ve o Kırgızistan’dan geldi. Kırgız, kazak Türkleri bunlar “. Ve sadece bir teyzenin cevabı : “Evet, tabii ki de tanıyorum, ve çok severim de kendilerini, çok çalışkan ve tatlı bir millet onlar”. Teyze ne kadar hoş konuştu değil mi ? Ama, “millet onlar” kelimelerini kullandı, “bizim halk” demedi, ayırdı.., ama buna bile bu durumda çok sevinebiliriz…

-Neden? Ne amaçla? İnsanlar neden Ahıska Türklerini tanımıyorlar?

-Nasıl tanısınlar ki? Doğru… Ülkede  bundan hiç bahsedilmiyorsa, tarih kitaplarında geçmediği sürece nerden bilsinler ki Ahıska Türklerinin kim olduklarını? Ülkemizde yani Türkiye Cumhuriyetinde eğitim konusunda ciddi problemler var. Bu problemler uzun zaman önce oluşmuş problemlerdir. Bunu düzeltmeye çalışan yok. Zaten olsa bile, bu noktaya geldikten sonra düzeltmesi zor olur.

Ahıska Kalesi’nden Ahıska’ya bakış

Türkiye Cumhuriyeti maalesef Ahıska Türklerini kendi tarihinden çoktan silmiş durumda. Sildiler. Unuttular. Unutturdular. Bir daha hatırlamadılar. Biz Türkiye’ye gelip de kendimizi tanıtmaya başlamasak insanların 10% bile bizi şuan tanımıyor olacaktı.

 

Geldiğimiz günden beri bazı “HAKLAR” istedik.  “HAKLAR” dediğimiz şey , aslında çok zor bir şey değil ve Türkiye’de yaşamımızı sürdürebilmek için bu “HAKLAR”a ihtiyacımız var. Bu “HAKLAR”  ciddi masraflar doğuracak şeyler değil.

  1. Bizi doğru bir şekilde tanıtın.
  2. Yaşamımızı sürdürebilmemiz için bize Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlık Hakkı tanıyın.
  3. Biz farklı bir toplum değiliz. Anadolunun bir parçasıyız. Bizde Türk’üz. Burada ki insanlardan ayrı tutmayın bizi.

 

Bizi doğru şekilde tanıtın. Örfümüzü, kültürümüzü tarihte ki yerimizi doğru şekilde tanıtın. Sürgün tarihimizi doğru şekilde lanse edin. Benliğimizi doğru şekilde aktarın. Tarih kitaplarında bizlerden de bahsedin. Her sene Ahıska Türkleri konusu üzerinde 2 ders dursanız bile insanların bizim hakkımızda genel manada bilgi sahibi olmasını sağlarsınız. Ağaç yaş iken eğilir derler. Öğrencilerin Ahıska Türkleri’ni tanıması için ilkokul sıralarında tarih kitaplarında bizleri görmesi gerekir. Sizin geleceğiniz biz, bizim geleceğimiz çocuklar değil mi zaten? Onlar tanırsa, gerisi gelir.

Ahıska Kalesi’nin içi

Ben, Türkiye’de 1,5 senedir eğitim alıyorum. Üniversite öğrencisiyim  ve hiçbir derste, tarih kitaplarında “Ahıska Türkleri” söz konusu bile değil. Öğretmenler… Bazen bazı öğretmenlere bile Ahıska Türklerin kim olduklarını anlattığım oluyor. Onların bilmemeleri ise geçmişte eğitim alırken derslerinde Ahıska Türkleri’nden bahsedilmemiş olmasından kaynaklanan bir şeydir.

“Türk Dili ve Edebiyatı” adlı dersimiz vardı. Ders kitabını okurken, “Ahıska Türkleri” yazısını gördüm.. Düşünün, sayfayı yeni çevirdim ,sayfanın başını okuyacağım ama gözüme çarpan ilk yazı , o kadar cümlelerin arasında, okumam gereken sayfanın karşısında üstten 6 veya 7 sırada yazılmış olan yazı oldu. Gözlerim doldu bir an sevinçle. Yazının devamını göremiyordum o yüzden. Hemen gözyaşlarımı sildim. Yazılar tekrar belirginleşmeye başladı. Cümlenin devamını okuduktan sonra anladım ki bizi, “Ahıska Türklerini”, Kırgız, Özbek, Karaçay Türkleriyle aynı sıraya yazıp, bu millet sürgün olundu diye cümleyi tamamlamışlar. Devamı da yok. Başka hiçbir bilgi yok. Koskoca bir boşluk.

Ahıska Kalesi’nin içinden bir görüntü

Tarih kitaplarında Orta Asya bölgesinden ve o bölgede yaşıyor olan halklardan çok güzel bahsediliyor ve ayrıntılı bir şekilde de anlatılıyor.  Hmmm güzel… Anlaşılan o ki Türkiye, kendi asıl parçası olan Ahıska Türkleri’ni tarihten silip, başka ülkelerde yaşayan Türk Halklarından bahsetmeyi seviyo. Bahsedelim, tabii ki onlardan da bahsedelim, ama kendi parçamız olan Ahıska Türkleri’ni de unutmayalım. Her şeyden önce kendi halkına sırtını  dönmek, tarihten silmek ayıp bir şey.

Bugün Karslı olan insan “Ben Karslı Türküm” diyor mu ? Çok komik olurdu değil mi öyle deseydi? “Ben Karslıyım” diyor, çünkü Türk olduğu zaten anlaşılıyor. Oysa ki biz Ahıskalılar ise  “Ahıskalı” kelimesinin yanına “Türk” ifadesini eklemek zorunda kalıyoruz. Bugün biz, “Ahıskalı Türküm” diyoruz.  Bize Gürcü kökenli mi derler , başka şey mi söylerler hepsi yalan. Biz kim olduğumuzu gayet iyi biliyoruz.

Biz kendi memleketimize, kendi imkanlarımızla geldik. Kendi ayakları üzerinde durabilen Türkleriz biz. Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan Allah razı olsun. Ahıska Türklerini hatırladı ve sahip çıktı. Onun talimatıyla Ukrayna’da yaşayan Ahıska Türklerini, Rus-Ukrayna savaşında mağdur olmasınlar diye Türkiye’ye yani öz vatanımıza getirdiler. Yaşamlarını rahatça sürdürebilmeleri için bütün gereken şartları sağladılar. Çok güzel bir olay bu. Çok mutlu oluyorum bunları duyunca . Bu süreci haberlerde gördüğüm zaman çok sevindim ve kendi kendime dedim ki “Şimdi de başta Ukrayna’dan gelmiş olan Türklere sonra da yavaş yavaş tüm Ahıskalı Türklere Vatandaşlık verilmeye başlar en kısa zamanda.” Bekledim. Hala beklemekteyim. Beklemekteyiz…

Ahıska Türklerine, takip ettiğim kadarıyla şimdi yardım ediliyor. Türkiye artık devlet politikasında bizlere de yer verdi.  Ukrayna’dan getirilen insanlarımıza her türlü konuda yardımlar yapılıyor.  Peki diğer insanlarımıza Vatandaşlık Hakkı neden verilmiyor? Devlet böyle bir şeyi düşünemiyor olamaz. Düşünmek mi istemiyor o zaman? İşte bu tartışılır.

Bugün kendi imkanları ile Türkiye’ye gelmiş olan Ahıska Türkleri bu durumdan şikayetçi değiller. Tek şikayet iş sorunu. O da doğal olarak Vatandaşlığın olmadığından kaynaklanıyor. Vatandaşlık olmadığı için çalışamıyor insanlar. Çalışma izni yapan şirketler yok denecek kadar az. Onlar da zaten işe Vatandaş olmayan, Türkçe eğitim almamış olan elemanı  işe almaktan  pek memnun değiller… Bu ön yargı bir Ahıska Türkün ne kadar çalışkan olduklarını görene kadar devam ediyor.

Ahıska Türklerin bir kısmı bugün çalışmakta. O bir kısmının küçük bir kısmı çalışma izni ile çalışıyor, geriye kalan büyük kısmı ise çalışma izini olmadan yani kaçak durumda çalışmak zorunda kalıyorlar. Her iki kısmı da işlerini iyi bilip, iyi yapmalarına rağmen Vatandaşların aldığı maaşı alamıyor ve dolayısıyla geçinmeleri zor oluyor.

Birçok Ahıska Türkü , kaçak çalıştıkları için tutuklanıp  geldiği ülkeye geri gönderilmekte yani 5 yıllık “deport” edilmektedir. 5 yıl , belirlendiği tarihe göre, Türkiye’ye giriş yapamamaktadırlar.

Ahıska Türkleri olarak , bedava ev, para vs. istemiyoruz. İstemeyiz de asla. Biz sadece vatandaşlık hakkı istiyoruz. Bu hakkı kendi öz halkımıza, Ahıskalı Türklere vermeliyiz. Mazlumların güvencesi olan Türkiye Cumhuriyeti’ne kendi öz halkına, Ahıskalı Türklere sahip çıkmak yakışır.

 

Ahıska Türkleri'ni biliyor musunuz?
Ahıska Türkleri'ni biliyor musunuz?

Yazar: Nargül Paşa

Nargül Paşa, Kazakistan'da doğmuş Ahıska Türkleri'ndendir. 2014 yılında Türkiye'ye göç eden ve Mimari Restorasyon bölümü mezunu olan Nargül, Akdeniz Üniversitesi'nde Sanat Tarihi alanında eğitimine devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir