Ahıska TürkleriHaberlerKöşe YazısıManşetTürkiye

Yanlış Bilinen Gerçekler: Iğdır'lı Ahıska Türkleri

Yıllar önce kader ilk kez sınırlı sayıda Ahıskalı Türk için gülümsemişti. Mecitoğlu İbrahim diye bilinen bir ismin yılmaz mücadelesi ve gayretleri ile dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Ahıskalı Türklere kayıtsız kalamamıştı. Herkesin yıllar sonra ezberleyeceği 3835 nolu kanun ile Ahıskalı Türklere ilk kez Anavatan Türkiye’nin kapıları sonuna kadar açılır. Bir de tarihe bir isim kazınır: İbrahim Gazigil. Mecitoğlu İbrahim artık İbrahim Gazigil olmuştur.
Yanlış Bilinen Gerçekler Iğdırlı Ahıska Türkleri hd
Biz küçüktük o yıllarda. Hayal meyal hatırlıyoruz 1993’e dair şeyleri. Aralık ilçesine yerleştirilmiştik geçici olarak. Devlet teyakkuza geçmiş bizleri mutlu etmek için çabalıyordu. Dağıtılan bisikletleri hatırlıyorum. Nasıl mutluyduk. Bir ev tahsis edilmişti bizlere. Büyük babam ve büyük annem, büyük amcam ve ailesi, bizim ailemiz ve küçük amcam beraber yaşıyorduk. Ama mutluyduk biz. Vatansızlığın ne olduğunu, gurbetin acısını bilmeden kavuşmuştuk Türkiye’ye. Bir evde 3 aile yaşamaya çalışmak biz çocuklar için zor değildi. Aradan bir kaç ay geçti ve geçici olarak yaşayacağımız prefabrike evlere taşındık. Büyük amcamın ailesine, büyük babam, büyük annem ve küçük amcama, bizim aileye birer prefabrike ev verilmişti. Devlet mağduriyetimizi görmüş olacak ki sırf Türkiye’ye gelebilme adına 1 aile olarak yazılan bu aileyi bölerek farklı evlere yerleştirmişti.
Aradan biraz zaman daha geçti. O dönem üniversite çağında olan Ahıskalı Türkler için özel bir uygulama yapıldı ve üniversitelere yerleştiler. İçlerinden doktor, öğretmen ve avukat gibi meslek erbaplarına sahip insanlar çıktı. Bununla da yetinmedi devlet. Üniversite mezunlarına sınavsız bir şekilde memuriyet yolu açtı. Bu insanlardan biri de benim annemdi. Yıllar sonra mide kanseri üzerine yaptığı çalışmalarla adını duyuracak Prof. Dr. Halis Süleyman ise Atatürk Üniversitesinde çalışmaya başladı. Devlet onuda unutmadı. Hoş bazı pürüzler çıksa da Türkiye Cumhuriyeti elinde ki tüm imkanları seferber ediyordu. Uygulamalar da ki pürüzler ise tamamen projelerin yürütülmesinde görevli isimlerce oluyordu. Devletimiz aslında ev hanımlarına kadar her şeyi düşünmüştü. Örneğin ev hanımları için bir “kilim dokuma kursu” veriliyor ve bu bağlamda bir “kilim dokuma atölyesi” açılıyordu. Kilim dokuma atölyesinin sorumlusu da Ahıskalı bir bayandı.
Yaklaşık 5 yıl boyunca neredeyse tüm ihtiyaçlarımız devletin ilgili birimlerince karşılanmıştı. Daha ne istenebilirdi ki? Zaten vatansızlığın kavramını henüz kavrayamamış olan bizler vatan kelimesinin kutsallığını yaşıyorduk. Yıllarca hor görülmüş, ezilmiş, acı çekmiş bir halk olarak insan olduğumuzu hatırlatıyorlardı bize. Ama yetmezdi. Devlet büyüktü. Devlet babaydı. Devam etti yardımlarına…
 
Devamı Gelecek…

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir